Premier Yazı · Süper Lig 9. hafta · 26 Ekim 2026 · RAMS Park

Aynı Kenar, İki Yön

Galatasaray ile Fenerbahçe ligin en güçlü iki hücumu. Ama gole giden yolları birbirinin tersi, ve o iki yol sahanın aynı çizgisinde karşılaşıyor.

Hikmet Pınarbaş · HPAnalytic · 25 Ekim 2026 · Veri: SportsBase

← HPAnalyticGalatasaray – Fenerbahçe · Derbi maç önü

Çarşamba akşamı Lille’de Galatasaray, ilk yarının sonuna doğru bir gol geride kalmıştı. Beş dakika içinde eşitliği buldu, ikinci yarının başında Lille’in kendi kalesine attığı golle öne geçti, kısa süre sonra Osimhen farkı ikiye çıkardı. Bir gün önce İstanbul’da Fenerbahçe, Slavia Prag karşısında ilk çeyrek saatin içinde iki golle öndeydi; Provod farkı hemen bire indirdi, Kačor son dakikada beraberliği getirdi. Pazartesi gecesi bu iki takım RAMS Park’ta karşı karşıya gelecek ve ikisi de yanında tam ters yönde bir hikâye taşıyacak.

Skorlar bunu anlatıyor gibi görünüyor: biri geriden gelip kazandı, öbürü öndeyken puan bıraktı. Oysa bu iki cümle, derbi hakkında en az şey söyleyen cümleler. Süper Lig’in sekiz haftalık kaydında iki takımı birbirinden ayıran şey skor değil. Golün hangi yoldan geldiği.

İkisi de aynı seviyede. Fark, o seviyenin nasıl üretildiğinde.

01

Aynı beklenti, farklı hamur

Sekiz haftada Fenerbahçe, Galatasaray’dan biraz daha fazla beklenen gol üretti ve biraz daha fazla verdi. Net fark ikisinde de tablonun ilk iki sırasına yetiyor. Bu noktada “hangisi daha iyi” diye sormak yanlış soru olur. İkisi de aynı yüksekliğin iki ucunda.

Fark, bu toplamın nasıl biriktiğinde başlıyor. Fenerbahçe’nin maç başı ortalaması medyanının epey üstünde; Galatasaray’da ortalama ile medyan neredeyse iç içe. Makas tek bir maçtan açılıyor: Eyüpspor’a sekiz gol. O maç çıkınca Fenerbahçe’nin maç başı üretimi belirgin biçimde inip Galatasaray’ın seviyesine yaklaşıyor; üstelik gollerinin yaklaşık üçte biri o tek geceden geliyor. Galatasaray’ın maçları ise dar bir bantta: en düşük gecesi Trabzonspor deplasmanı (dört golle kaybettiği gün), en yükseği Kasımpaşa karşısındaki.

Ortalama Fenerbahçe’yi öne çıkarıyor, medyan Galatasaray’ı. Derbi tek maç ve tek maçta insanın karşılaştığı şey çoğu zaman medyana yakın bir gün. Bunu bir kanıt olarak değil, tartı olarak okumak gerekiyor: Fenerbahçe’nin tavanı daha yüksek, Galatasaray’ın tabanı daha az oynak. Rakamların kendisi aşağıdaki grafikte.

Dokuz bileşik ölçü bu yüzden yazıya girdi. SportsBase tablosundaki yüzlerce sütundan birbiriyle akraba olanları (örneğin top kaybı sonrası geri kazanımın üç ayrı sütunu) tek bir ölçüde topladım; her sütun lig içinde standartlaştırıldı, yönü düzeltildi ve ortalaması alındı. Sonarda her dilim, takımın on sekiz kulüp içindeki yüzdelik konumu.

İki takımın ayrıldığı yerler net. Fenerbahçe ileri baskıda, geçiş hücumunda ve şut kalitesinde ligin en üstünde; baskı veriminde ise listenin alt ucunda, top kaybı sonrası tepkide alt üçte birde. Galatasaray kurulu hücumda ve hazır toplarda birinci; baskı verimi ve kayıp sonrası tepkide üst dilimde. Birinin güçlü olduğu yerde diğeri zayıf değil, başka bir şey güçlü.

02

Baskıyı biri sever, öteki seçer

Fenerbahçe lig boyunca ligin en çok yüksek baskı fazı kuran üç takımından biri. Galatasaray bu listenin en altında: on sekiz takımın en azı. Ama PPDA’ya bakınca tablo ters dönüyor: Galatasaray ligin ikinci en düşük değerinde, yani rakibini pas dizmeye çok az bırakıyor; Fenerbahçe’nin değeri daha yüksek. İlk bakışta çelişki: biri çok yüksek baskı kuruyor ve rakibi az rahatsız ediyor, öbürü az baskı kuruyor ve rakibine çok dokunuyor.

Olası açıklama şu: Galatasaray’ın yoğunluğu planlı bir tuzaktan çok top kaybı sonrası çekişmeden geliyor. Kaybın ardından ilk on saniyede rakip yarı sahada topu geri kazanma sayısında Galatasaray ligin ikincisi, Fenerbahçe ligin orta sıralarında. Fenerbahçe baskıyı kuruyor, Galatasaray baskıyı kaybın içinde buluyor. Bu bir hipotez: tabloda bir takımın baskısını tetikleyenin ne olduğunu doğrudan gösteren bir sütun yok.

Verime gelince: yüksek baskı fazlarının başarı oranı Fenerbahçe’de yarının altında, Galatasaray’da belirgin biçimde üstünde. Ama bu fark sağlam sayılmaz; iki oranı karşılaştıran testte fark istatistiksel eşiğin altında kalıyor ve iki takımın güven aralıkları büyük ölçüde üst üste biniyor (grafikte dikey çubuklar). Yani yazının dürüst cümlesi şu: Fenerbahçe daha çok baskı kuruyor; Galatasaray’ın daha verimli kurduğuna dair işaret var, kanıt yok.

03

Aynı kenar, iki yön

Galatasaray’ın hücumunun ağırlık merkezi sağ kanat: ligde en çok hücum o taraftan geliyor, en çok şut da. Fenerbahçe’nin sol kanadı yoğunlukta Galatasaray’ın sağına yaklaşıyor ve gol üretiminde ligin zirvesinde; lig ortalamasının çok üstünde.

Sahaya yukarıdan bakınca bu iki çizgi aynı kenarda. Galatasaray sağdan saldırırken karşısında Fenerbahçe’nin sol bek bölgesi var; Fenerbahçe soldan saldırırken karşısında Galatasaray’ın sağ bek bölgesi. İki takımın en çok kullandığı kanal, iki yönde de aynı kenar. Karşı kenar sessiz: Fenerbahçe’nin sağı ligin en az hücum kuran kanatları arasında ve tek golle yetinmiş; Galatasaray’ın solu hücum sayısında fena değil ama gol sayısında çok geride.

Bir şey daha: Fenerbahçe’nin son üçüncü bölgedeki çalım başarısı ligin en iyisi, Galatasaray’ınki ise ligin orta sıralarının da altında. Bu ölçü kanada özgü değil, yani çizginin kim lehine kapanacağını söylemiyor. Ama o çizgide bire bir karşılaşmaların en çok kimden yana kopacağına dair tek ipucu bu.

04

Gol hangi kapıdan girer

SportsBase her golü üç yoldan birine yazıyor: kontra, kurulu hücum, duran top. Üçünün toplamı iki takımda da toplam gole eşit, yani kayıtta boşluk yok. Fenerbahçe’nin gollerinde en büyük pay kontranın, yaklaşık beşte ikisi. Kalanı kurulu hücum ile duran top arasında bölüşülüyor. Galatasaray’da sıra tersine dönüyor: en büyük pay kurulu hücumun, duran top ikinci, kontra son sırada ve payı en küçük.

Şuta dönüşme oranları aynı resmi çiziyor. Kurulu hücumda Galatasaray ligin birincisi, Fenerbahçe ilk dörtte. Kontrada ise Fenerbahçe lig ortalamasının epey üstünde; Galatasaray ortalamaya yakın. Topa sahip olma da aynı yönde: Galatasaray biraz daha fazla topla oynuyor.

Mekanizma açık: maç Galatasaray’ın istediği gibi akarsa (top onda, rakip bloklu) gole giden yol kurulu hücum. Fenerbahçe’nin istediği gibi akarsa (açık alan, kayıp sonrası geçiş) kontra. Derbi, hangi yolun açılacağı kavgası.

05

Son iki maçın kaydı

Lille’de Galatasaray rakibinden daha az şut çekti ama şutlarının neredeyse yarısı isabetliydi; üçü golle bitti, dördüncü gol Lille’in kendi kalesine geldi. Kontra ve rakip yarı sahada top kazanımı Galatasaray’da belirgin biçimde fazlaydı. Lille daha çok pas oynadı, daha çok şut çekti, ama topu en çok kendi yarı sahasında kaybeden de oydu. Bu skor, Galatasaray’ın ligdeki profilinin Avrupa’da da çalıştığını kanıtlamaz; üç maç bunu söylemeye yetmez. Söylediği daha dar bir şey: geçiş ve kayıp sonrası tepki, o gece de sonucu belirleyen taraftı.

Fenerbahçe–Slavia’da şut sayısı neredeyse eşitti. Fenerbahçe’nin ilk iki şutu gol oldu, sonraki şutların hiçbiri olmadı. Slavia’nın isabetli şutlarının çoğu son on dakikaya sığdı ve son dakikadaki gol bunların sonuncusuydu. Fenerbahçe çalımda rakibinden çok daha fazla başarı yakaladı ama topu kazandığı yer maç boyunca kendi kalesine doğru geriledi; ilk saatte rakibin yarı sahasına yakın olan kazanımlar, saatten sonra birkaç adım geride toplandı. Bu bir sayım, açıklama değil; pencere başına düşen kazanım sayısı az, o yüzden yönü okuyoruz, büyüklüğünü değil.

Avrupa’nın toplam tablosu da aynı sorunu taşıyor. Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray beklentisinin epey üstünde gol attı, Fenerbahçe beklentisinin altında kaldı. Bunun şans payını ölçtüğümüzde ilki yaklaşık yedide bir ihtimalli bir sapma, ikincisi ise üçte birden biraz fazla, yani sıradan. İkisi de olağan sapma sınırında. Bu tablonun derbiye ne taşıdığı sorusunun cevabı: neredeyse hiçbir şey.

06

RAMS Park çarpanı

Süper Lig’de ev sahibi takım, deplasman takımından hem daha çok gol atıyor hem daha iyi pozisyon üretiyor. Bu bir varsayım değil, ligin bütün maçlarından ölçülmüş bir fark. Modelin ev katsayısı da bu farkı taşıyor.

Galatasaray için fark daha dramatik. RAMS Park’taki dört lig maçında rakibine neredeyse hiç pozisyon vermedi ve kendi tarafında çok yüksek bir pozisyon kalitesi üretti; deplasmanda üretimi yarıya indi, rakibine verdiği ise arttı. Fenerbahçe’nin tablosu da aynı yönde: deplasmanda daha ölçülü, kendi sahasında ise Eyüpspor maçının da etkisiyle çok daha üretken. Her biri dört maçlık örnek, sağlam bir hüküm değil. Ama yönü ortak: iki takım da evinde başka bir takım.

07

Olasılıklar

Bu bölümdeki her sayı bir model çıktısıdır ve altındaki varsayımlarla birlikte okunmalıdır.

Model, sekiz haftanın bütün maçlarından her kulübün hücum ve savunma gücünü, ayrıca ev sahibi olmanın payını birlikte öğreniyor (daraltılmış Poisson regresyonu). Beklenen gol iki yoldan kuruluyor, xG ve atılan gol, sonra ikisi birleştiriliyor: Fenerbahçe’nin Eyüpspor galibiyeti yalnız gole bakan modeli şişiriyor, yalnız xG’ye bakan model ise ligin xG düzeyini gol ölçeğine çekmek zorunda kalıyor. Maçları altı parçaya bölerek yaptığımız sınamada birleşik model, düz ev–deplasman ortalamasını geride bırakıyor. Seçenekleri değiştirerek hangi varsayımın sonucu ne kadar oynattığına bakabilirsiniz; olasılıkların kendisini simülasyon söylesin.

08

Pazartesi izlenecek üç şey

Birincisi, Fenerbahçe’nin ilk çeyrek saati. Slavia maçında Fenerbahçe başlangıçta topu rakip yarı sahaya çok yakın kazandı ve iki gol de bu pencerede geldi. Ligde de rakip yarı sahada top kazanımı sayısı ortalamanın belirgin üstünde. Galatasaray’ın cevabı ise kaybın hemen ardından gelen ilk tepki. İlk çeyrek saatte bu iki cümle yan yana nasıl duracak, baskı kavgası orada görünecek.

İkincisi, güney kenar. Galatasaray’ın sağı ile Fenerbahçe’nin solu aynı çizgi. İlk yarıda o kenardan şutun kimin lehine açıldığı, maçın hangi türde gol üreteceğini de gösterir: Galatasaray’ın sağdan şutu kurulu hücum demektir, Fenerbahçe’nin soldan şutu çoğu zaman kontra.

Üçüncüsü, ilk gol. Fenerbahçe’nin gollerinin neredeyse yarısı kontradan geliyor. Skoru Galatasaray açarsa Fenerbahçe’nin kontra alanı daralır; Fenerbahçe açarsa Galatasaray’ın kurulu hücumu bloka toslar. İki durumda da maçın karakteri değişir. Model bunu bilmiyor: olasılıklar ilk golün ne zaman geleceğini bilmeden kuruldu.

Yöntem, sınırlar, kaynaklar

Veri. SportsBase: Süper Lig 2026-27 ilk 8 hafta (18 kulüp, 72 maç), Şampiyonlar Ligi 3 hafta, Lille–Galatasaray (21 Ekim) ve Fenerbahçe–Slavia Prag (20 Ekim) olay kayıtları. Olay kaydında oyuncu konumu yoktur; yalnız olayın saha koordinatı. Pas akışı, ardışık takım hareketlerinin yer değiştirmesinden türetilen bir vekildir; gerçek pas bitiş noktası kayıtta yoktur. Kayıtta “Goal kicks” adıyla görünen kısa/orta/uzun sütunlar pas boyu sınıflarıdır (sayıları pas sayısına eşit); bu yazıda kale vuruşu olarak kullanılmadı.

Kanıt etiketleri. KAYIT kaynak dosyada doğrudan yazan sayı · TÜREV kayıttan hesaplanan · VEKİL başka bir şeyin yerine kullanılan ölçü · MODEL varsayımlı olasılık hesabı · HİPOTEZ sınanmamış açıklama.

Sınırlar. Her takım için 8 maç var; birçok oran birkaç olaya dayanıyor. Bileşik ölçüler benim tanımım; ağırlıklar eşit. Ev avantajı lig genelinden ölçüldü, derbiye özgü değil. Model oyuncu, kadro, hakem, sakatlık ya da maç içi duruma bakmaz. Kadro açıklanmadan oyuncu cümlesi kurulmadı.

Görsel yöntemler. Pas akışı: Edd Webster’ın Pass-Flow çalışmasındaki yöntemden uyarlandı (ortalama yer değiştirme alanı, akış çizgileri). Kutupsal profil, kuyruklu karşılaştırma, kare grafik ve şut haritası fikirleri Harsh Krishna’nın açık depolarındaki yaklaşımlardan esinlendi; kod kopyalanmadı.

Veri: SportsBase